30 Eylül 2010 Perşembe

MUTLULUK ÜZERİNE KÜÇÜK BİR DERS... Kral sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastladı. Dilenciye "Dile benden ne dilersen" dedi. Dilenci güldü ve "Sanki dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz" diye yanıtladı. Kral dilencinin bu sözlerinden çok alındı ve dilencinin istediğini yerine getireceği konusunda ısrar etmeye başladı: "Pek tabii her dediğini yerine getirebilirim" dedi. "Sen söyle hele; ne istiyorsun?" Dilenci "Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım"dedi. Dilenci sıradan bir dilenci değildi. Kralın ilk yaşantısında öğretmeni olmuştu ve ona şu sözü vermişti: "Bundan sonraki yaşantında tekrar karşına çıkıp seni uyaracağım." Kral bu olayı çoktan unutmuştu. Bu yüzden ısrar geliyordu: "Ne istersen verebilirim. Ben güçlü bir kralım" dedi. "Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz." Bunun üzerine dilenci, çanağını uzatıp, "Şu çanağı herhangi birşeyle doldurabilir misin?" diye sordu. Kral kahkaha attı ve vezirine çanağı altınla doldurmasını emretti. Çanak dolup taşmakta ve anında boşalmaktaydı. Paralar buhar olup uçmaktaydı sanki. Kralın onuru kırılmıştı. Bir dilenci çanağını dolduramadığı kulaktan kulağa yayılıyordu. Giderek pırlantalar, elmaslar,yakutlar akıtıldı çanağa. Ne var ki çanağın dibi yoktu sanki. Yedi yuttu ama boş kaldı. Kral yenik düşmüştü. Dilenciye yalvarmaya başladı: "Tamam, sen kazandın" dedi. "Dileğini yerine getiremedim ama ne olur bana çanağın neden yapıldığını söyle." "Çok basit" diye yanıtladı dilenci. "İnsan aklından yapılmıştır. Yani insanın isteklerinden. Doymak bilmez oluşu bundandır. Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir. İstek nedir ki! İstek ulaşılana dek, belli bir süre heyecan veren bir duygudur. İstediklerini elde ettiğinde, tümü anlamını yitirir. Neden? Çünkü beynin, aklın onları dışlar. Heyecan, onu elde ettiğinde sönüp gider. Gene boşluğa düşer, yeni bir istek yaratmak zorunda kalırsın. İstek doyumsuzluk uyandırır ve giderek dilenci olursun. Bir istekten bir diğerine çırpınıp durursun. Amacına ulaşır ulaşmaz bir yenisini yaratırsın. İsteğin bu yönünü kavradığında yaşamının dönüm noktasındasın demektir. Sürekli yolculuk hali iyi sonuç vermez. Geri dön... Evine dön... Seni mutlu edecek öğeleri dışarıda değil, kendi içinde ara!" "Unutmayın, Rufus Wainwright''in dediği gibi: "Mutlu olmak için uğraş vermelisiniz. Mutluluğa, iş, para ya da aşkla ulaşılmaz. Mutluluk sizinle kendiniz arasında bir meseledir."

29 Eylül 2010 Çarşamba

SAĞLIĞIN SIRLARI 1-Suyu seviniz. Güne iki bardak su içerek başlayıp, gün boyunca 2- 2,5 litre su tüketmeye çalışınız. 2-Her sebze ve meyveyi mevsiminde en az iki defa tüketiniz. Doğanın tamamını kullanmış sayılırsınız. 3-Çocuklar için sütü, büyükler için de özellikle yoğurdu her gün sofranızdan eksik etmeyiniz. Yaşamın sırlarından biri olan probiyotikleri bünyenize almış olursunuz. 4-Hasta olmasanız bile, şifalı otları/bitkileri kullanarak vücut direncinizi (immün sistemi) kuvvetli tutunuz. 5-Evinizde kurutulmuş nane, ıhlamur, adaçayı, kekik, kuşburnu, fesleğen, keten tohumu, zencefil, çörekotu, günlük, yeşil çay ile soğan ve sarımsağı her zaman bulundurunuz. Her gün bunlardan en az birini kullanmaya çalışınız ki bunlar vücudunuzun koruyucu şövalyeleridir. 6-Sarımsak, soğan, tere, maydanoz, nane, dereotu, roka, fesleğen türü yeşillikleri fazla tüketiniz. Bunlar vücudunuzun yakın korumalarıdır. 7-Salatanızı mümkün olduğu kadar çok çeşitten oluşturunuz. 8-Hazır çorbalar yerine kendi yaptığınız çorbaları tercih ediniz. Gıdanın en doğalını elde etmiş olursunuz. 9-Kış için ev yapımı domates salçasını tercih ediniz. Domates tanrının bize armağanı harika bir antioksidandır. 10-Katkı maddeleri içeren gıdaları, mevsim dışı sebze ve meyveleri fazla tüketmeyiniz. Bünyenizi fazla dinamitlememiş olursunuz. 11-Yılda dört kez, on beş gün hiç et tüketilmemesi yararlıdır. 12-Günlük 3-4 adet badem, ceviz ve fındık almanız sizi her daim kuvvetli kılar, 13-Haftada en az 2 kez bakliyat ve balık tüketmeğe çalışınız. 14-Sıcak yemekler için toprak, çelik ve cam kapları tercih ediniz. 15-Kış aylarında tulum peyniri, portakal, limon, greyfurt, mandalina ve kuşburnu tüketimini artırınız. 16-Kışın dışarıda işleriniz yoğun ise; güne pekmez içerek başlayınız. Bu uygulama vücudunuzun antifrizidir. 17-Zihinsel çalışıyorsanız kuru üzüm yiyiniz. Beyniniz enerjisiz kalmasın. 18-Ekmek tercihinizi kepekliden yana kullanınız. Bağırsaklar kepekli tam posalarla tanışsın. 19-Her sabah 20 dakika derin nefes alıp verme çalışması yapılması, her nefes alımlarında 4-5 saniye nefesin içimizde tutulması çok yararlıdır. 20-Sabahları ofis ve evinizi 5 dakika tam havalandırarak maksimum düzeyde oksijen, günlük 30 dakika tempolu yürümekle de tüm organlarınızı kazanırsınız. 21-Gülmeyi hiç ertelemeyiniz. Ruhunuzun en iyi ilaçlarındandır. 22-Gece uyku ortamının karanlık olması, yorgunluk durumlarında ise öğleyin kısa süreli uykular iyidir. Vücudumuzdaki pek çok restorasyon işlemi gece, kısa süreli uykularda da günlük tamiratlar yapılmaktadır. 23-Fırsat buldukça toprağa çıplak ayakla basınız. Tüm olumsuzluklarınız toprağa geçer. 24-Her gün 5 dakika gözlerinizi kapatıp hiçbir şey düşünmemeyi öğreniniz. Bu sizin yeniden doğumunuz gibidir. 25-Yaşamınız boyunca, vücudunuzu çok kötü üşütmemeye çalışınız. 26-Kahvaltı masanızda balı her daim bulundurunuz. Bin bir çiçeğin özütüdür o. 27-Yağ tercihinizi genelde zeytinyağından tarafa kullanınız. Vücudunuz hep bunu bekler. 28-Kahvaltının mutlaka tam yapılması, öğle öğününün orta, akşam öğününün de hafif alınması her daim iyidir. 29-Tuz ve şekeri bünyenize ölçülü alınız. Bunların azı karar fazlası hep zarardır. 30-Margarinleri fazla kullanmamak cildinize, kalbinize ve damarlarınıza verdiğiniz en büyük ödüldür. 31-Günlük bir elma ve bir havucun bünyenizde harikalar yarattığını unutmayınız.

SAĞLIĞIN SIRLARI 1-Suyu seviniz. Güne iki bardak su içerek başlayıp, gün boyunca 2- 2,5 litre su tüketmeye çalışınız. 2-Her sebze ve meyveyi mevsiminde en az iki defa tüketiniz. Doğanın tamamını kullanmış sayılırsınız. 3-Çocuklar için sütü, büyükler için de özellikle yoğurdu her gün sofranızdan eksik etmeyiniz. Yaşamın sırlarından biri olan probiyotikleri bünyenize almış olursunuz. 4-Hasta olmasanız bile, şifalı otları/bitkileri kullanarak vücut direncinizi (immün sistemi) kuvvetli tutunuz. 5-Evinizde kurutulmuş nane, ıhlamur, adaçayı, kekik, kuşburnu, fesleğen, keten tohumu, zencefil, çörekotu, günlük, yeşil çay ile soğan ve sarımsağı her zaman bulundurunuz. Her gün bunlardan en az birini kullanmaya çalışınız ki bunlar vücudunuzun koruyucu şövalyeleridir. 6-Sarımsak, soğan, tere, maydanoz, nane, dereotu, roka, fesleğen türü yeşillikleri fazla tüketiniz. Bunlar vücudunuzun yakın korumalarıdır. 7-Salatanızı mümkün olduğu kadar çok çeşitten oluşturunuz. 8-Hazır çorbalar yerine kendi yaptığınız çorbaları tercih ediniz. Gıdanın en doğalını elde etmiş olursunuz. 9-Kış için ev yapımı domates salçasını tercih ediniz. Domates tanrının bize armağanı harika bir antioksidandır. 10-Katkı maddeleri içeren gıdaları, mevsim dışı sebze ve meyveleri fazla tüketmeyiniz. Bünyenizi fazla dinamitlememiş olursunuz. 11-Yılda dört kez, on beş gün hiç et tüketilmemesi yararlıdır. 12-Günlük 3-4 adet badem, ceviz ve fındık almanız sizi her daim kuvvetli kılar, 13-Haftada en az 2 kez bakliyat ve balık tüketmeğe çalışınız. 14-Sıcak yemekler için toprak, çelik ve cam kapları tercih ediniz. 15-Kış aylarında tulum peyniri, portakal, limon, greyfurt, mandalina ve kuşburnu tüketimini artırınız. 16-Kışın dışarıda işleriniz yoğun ise; güne pekmez içerek başlayınız. Bu uygulama vücudunuzun antifrizidir. 17-Zihinsel çalışıyorsanız kuru üzüm yiyiniz. Beyniniz enerjisiz kalmasın. 18-Ekmek tercihinizi kepekliden yana kullanınız. Bağırsaklar kepekli tam posalarla tanışsın. 19-Her sabah 20 dakika derin nefes alıp verme çalışması yapılması, her nefes alımlarında 4-5 saniye nefesin içimizde tutulması çok yararlıdır. 20-Sabahları ofis ve evinizi 5 dakika tam havalandırarak maksimum düzeyde oksijen, günlük 30 dakika tempolu yürümekle de tüm organlarınızı kazanırsınız. 21-Gülmeyi hiç ertelemeyiniz. Ruhunuzun en iyi ilaçlarındandır. 22-Gece uyku ortamının karanlık olması, yorgunluk durumlarında ise öğleyin kısa süreli uykular iyidir. Vücudumuzdaki pek çok restorasyon işlemi gece, kısa süreli uykularda da günlük tamiratlar yapılmaktadır. 23-Fırsat buldukça toprağa çıplak ayakla basınız. Tüm olumsuzluklarınız toprağa geçer. 24-Her gün 5 dakika gözlerinizi kapatıp hiçbir şey düşünmemeyi öğreniniz. Bu sizin yeniden doğumunuz gibidir. 25-Yaşamınız boyunca, vücudunuzu çok kötü üşütmemeye çalışınız. 26-Kahvaltı masanızda balı her daim bulundurunuz. Bin bir çiçeğin özütüdür o. 27-Yağ tercihinizi genelde zeytinyağından tarafa kullanınız. Vücudunuz hep bunu bekler. 28-Kahvaltının mutlaka tam yapılması, öğle öğününün orta, akşam öğününün de hafif alınması her daim iyidir. 29-Tuz ve şekeri bünyenize ölçülü alınız. Bunların azı karar fazlası hep zarardır. 30-Margarinleri fazla kullanmamak cildinize, kalbinize ve damarlarınıza verdiğiniz en büyük ödüldür. 31-Günlük bir elma ve bir havucun bünyenizde harikalar yarattığını unutmayınız.

28 Eylül 2010 Salı

Hipotiroidili hastalar için salata / Kanal D Haber

Hipotiroidili hastalar için salata / Kanal D Haber

Hipotiroidili hastalar için salata / Kanal D Haber

Hipotiroidili hastalar için salata / Kanal D Haber

27 Eylül 2010 Pazartesi

Diş sağlığı ve çürükleri önlemek için yapılması gerekenler

Ağız ve diş sağlığı çok önemlidir. Genellikle insanlar ilk tanıştıkları insanların dişlerine bakarlar. Diş sağlığınızı korumak ve çürükleri önlemek için yöntemler.

1. Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişlerinizi fırçalayın ve her gün düzenli olarak diş ipi kullanın.

2. Diş fırçanızı küçük başlı seçin

3. Dişlerinizin iç yüzeylerini, dış yüzeylerini, çiğneyici yüzlerini ve dilinizin üstünü fırçalayın, ara yüzlerde diş ipliği kullanın.

4. Orta derecede sert yada yumuşak kıllı diş fırçası kullanın, fırçanızı belirli aralıklarda değiştirin.

5. Asla başkasının diş fırçasını kullanmayın.

6. Dengeli beslenmeye dikkat edin.

7. Dişlerinizi çürüğe karşı daha dayanıklı hale getiren uygulamalarla ilgili (florlama ve fissür örtücüler) bir diş hekimine başvurun

8. Florürlü bir diş macunu kullanın.

9. Şekerli yiyecekleri ana öğünlerde tüketin, yemek aralarında bir şey yememeye özen gösterin.

10. Çürüklerin erken yakalanması için belirli periyotlarla diş hekimine başvurun. Belirli periyotlarla diş hekimine görünmek diş çürüklerinin erken teşhisini sağlıyor.

24 Eylül 2010 Cuma

İlk Ne Zaman Yaşadınız

Hatırlayın bakalım: İlk ne zaman ağladınız?..

İlk ne vakit merhaba dediniz komşunuza?..

İlk orucu kaç yaşında tuttunuz?

Sahur davulunu ilk ne vakit duydunuz?

İlk kelimeyi kaç yaşında okuyup yazdınız, neydi o?

•••

İlk duanız hangisi?

İlk secdeniz, ilk selâmınız, ilk şükrünüz hatırınızda mı?

İlk iftarınız kimlerle idi?

Onlardan kimler kaldı şimdi dünyada?

İlk ezanı nasıl duydunuz, kim okuyordu, o sıra ne yapıyordunuz?

İlk azarı kimden işittiniz?

Taşıdığınız ilk yük ne idi?

Katıla katıla ilk ne zaman güldünüz?

İlk defa hangi yoksulu, kimsesizi, çaresizi düşündünüz?

İlk yardımınız kimedir?

•••

Bir tutam çiçekle ilk nerede konuştunuz?

Güneşi bulutu, yağmuru ilk nerede tanıdınız?

İlk kar yağışına nerde şahitsiniz, ilk nasıl üşüdünüz, nasıl ısındınız?

İlk defa nerede kayboldunuz?

Asıl önemlisi, ilk öptüğünüz el kimindi?

İlk uyuyamadığınız gece, çabuk geçen ilk günü biliyor musunuz?

Yere, yola tarlaya, betona ilk düşüşünüz aklınızda mı?

Burnunuz ilk ne zaman kanadı?

Hüngür hüngür ağladığınızda kaç yaşındaydınız?

Oynadığınız ilk bebek, ilk oyuncak, nasıl bir şeydi?

Güneşin doğuşunu ilk hangi yıl gördünüz?

•••

İlk kurduğunuz hayâl nasıldı? Para mı, iş mi, gezi mi düşündünüz?

İlk düğüne kiminle gittiniz?

İlk taşıdığınız tabut kimindi?

İlk teselli ettiğiniz dostu hatırlıyor musunuz?

Kana kana içtiğiniz ilk su, ilk serin ayran, yediğiniz ilk şeker bilinir gibi mi?

İlk döğüştüğünüz çocukluk arkadaşınızın adı? İlk kiminle barıştınız?

İlk çıktığınız dağ hangisi?

Otobüse, trene ilk binişiniz, ilk hoşçakal deyişiniz, ilk yapayalnız kalışınız... İlk öksürüşünüz, başınızın ilk ağrıyışı, ilk hasta yatışınız... İlk iyi oluşunuz, dünyayı seviverişiniz ile ilk hayranlıklarınızı yeniden yaşamak ister misiniz?

İlk kimi kandırdınız?

Sizi ilk defa kim aldattı, ümitlendirdi, sevindirdi?

Küplere ilk hangi çağda bindiniz?

İnanmanın büyüklüğünü ilk ne zaman keşfettiniz?

İlk defa ne vakit şu dünyada bir yeriniz olduğunu hissettiniz?

İlk defa ne iken ve nerede iken var ile yok arasındayım dediniz?

Kendinize, ömrünüze, çevrenize karşı ilk sıkı hesapları yaptığınız günü andığınız oluyor mu?

Karanlıkta ilk kalışınız, günü ilk özleyişiniz hangi zamandı?

Evden ilk ayrılışınızdaki heveslerle tadlanmış kuytular; ilk geri dönüşünüz, ilk ziyaretiniz ve kendi yuvanıza ilk yabancımtırak kalışınız pek mi uzaklarda?

İlk büyüyüşleriniz ve cıngıllı yürüyüşlerinizi hangi esintilerle süslemiştiniz?

İlk sevgileriniz, ilk sevilmeleriniz dün gibi mi, çok mu ötede?

İlk ne zaman yaşadınız?

İlk Ne Zaman Yaşadınız

Hatırlayın bakalım: İlk ne zaman ağladınız?..

İlk ne vakit merhaba dediniz komşunuza?..

İlk orucu kaç yaşında tuttunuz?

Sahur davulunu ilk ne vakit duydunuz?

İlk kelimeyi kaç yaşında okuyup yazdınız, neydi o?

•••

İlk duanız hangisi?

İlk secdeniz, ilk selâmınız, ilk şükrünüz hatırınızda mı?

İlk iftarınız kimlerle idi?

Onlardan kimler kaldı şimdi dünyada?

İlk ezanı nasıl duydunuz, kim okuyordu, o sıra ne yapıyordunuz?

İlk azarı kimden işittiniz?

Taşıdığınız ilk yük ne idi?

Katıla katıla ilk ne zaman güldünüz?

İlk defa hangi yoksulu, kimsesizi, çaresizi düşündünüz?

İlk yardımınız kimedir?

•••

Bir tutam çiçekle ilk nerede konuştunuz?

Güneşi bulutu, yağmuru ilk nerede tanıdınız?

İlk kar yağışına nerde şahitsiniz, ilk nasıl üşüdünüz, nasıl ısındınız?

İlk defa nerede kayboldunuz?

Asıl önemlisi, ilk öptüğünüz el kimindi?

İlk uyuyamadığınız gece, çabuk geçen ilk günü biliyor musunuz?

Yere, yola tarlaya, betona ilk düşüşünüz aklınızda mı?

Burnunuz ilk ne zaman kanadı?

Hüngür hüngür ağladığınızda kaç yaşındaydınız?

Oynadığınız ilk bebek, ilk oyuncak, nasıl bir şeydi?

Güneşin doğuşunu ilk hangi yıl gördünüz?

•••

İlk kurduğunuz hayâl nasıldı? Para mı, iş mi, gezi mi düşündünüz?

İlk düğüne kiminle gittiniz?

İlk taşıdığınız tabut kimindi?

İlk teselli ettiğiniz dostu hatırlıyor musunuz?

Kana kana içtiğiniz ilk su, ilk serin ayran, yediğiniz ilk şeker bilinir gibi mi?

İlk döğüştüğünüz çocukluk arkadaşınızın adı? İlk kiminle barıştınız?

İlk çıktığınız dağ hangisi?

Otobüse, trene ilk binişiniz, ilk hoşçakal deyişiniz, ilk yapayalnız kalışınız... İlk öksürüşünüz, başınızın ilk ağrıyışı, ilk hasta yatışınız... İlk iyi oluşunuz, dünyayı seviverişiniz ile ilk hayranlıklarınızı yeniden yaşamak ister misiniz?

İlk kimi kandırdınız?

Sizi ilk defa kim aldattı, ümitlendirdi, sevindirdi?

Küplere ilk hangi çağda bindiniz?

İnanmanın büyüklüğünü ilk ne zaman keşfettiniz?

İlk defa ne vakit şu dünyada bir yeriniz olduğunu hissettiniz?

İlk defa ne iken ve nerede iken var ile yok arasındayım dediniz?

Kendinize, ömrünüze, çevrenize karşı ilk sıkı hesapları yaptığınız günü andığınız oluyor mu?

Karanlıkta ilk kalışınız, günü ilk özleyişiniz hangi zamandı?

Evden ilk ayrılışınızdaki heveslerle tadlanmış kuytular; ilk geri dönüşünüz, ilk ziyaretiniz ve kendi yuvanıza ilk yabancımtırak kalışınız pek mi uzaklarda?

İlk büyüyüşleriniz ve cıngıllı yürüyüşlerinizi hangi esintilerle süslemiştiniz?

İlk sevgileriniz, ilk sevilmeleriniz dün gibi mi, çok mu ötede?

İlk ne zaman yaşadınız?

23 Eylül 2010 Perşembe

22 Eylül 2010 Çarşamba

ARIFE YAZICI OĞLU ARKADAŞIMA TEŞEKKÜRLER EDIYORUM

Yeşil çayın faydaları

Yeşil çay ve faydaları hakkında eğer hala şüphe duyan ve içmeye henüz başlamamış olanlar varsa, bir kere daha yeşil çayın faydalarını hatırlatmak fayda var. Günde bir fincan içtiğiniz yeşil çayın sadece vücudun hastalıklara karşı savaşma konusunda bağışıklık sisteminize yardım ettiğini düşünüyorsanız, sizin için daha da güzel haberlerimiz var! 1. Kanser Riskini Düşürür: Bir antioksidan çeşidi olan polifenoller yeşil çay içinde bolca bulunur. Bu antioksidan çeşidi, kanser hücrelerinin vücudunuzda barınmasını zorlaştırır, kan damarlarındaki akışkanlığı güçlendirir. Yapılan birçok çalışma ışığında şunu biliyoruz ki, yeşil çay içmek, meme, kolon, mide, ve prostat kanserleri riskini azaltmaktadır. 2. Cildi Pürüzlerden Kurtarır: Bir sıyrık, ısırık veya ufak bir cilt yaranız varsa, size çok ilginç bir yöntem söyleyebiliriz. Yeşil çay yapraklarını, demleme sonrası atmayın. Islanmış yeşil çay yapraklarına pamuk ile bastırın, daha sonra bunu cildinize sürün. Çay, doğal bir antiseptik görevi görür ve ciltte bölgesel kaşınmayı önlemede yardımcı olur. yesil-cay-icmenin-6-mucize-faydasi Güneş yanıkları veya akşamdan kalma gözaltı morlukları için de aynı yöntemi deneyebilirsiniz. Yeşil çay aynı zamanda güneşten kaynaklanan cilt kanserini önlemede yardımcı maddeler içerir. Güneşe çıkmadan önce pamukla ıslatılmış yeşil çay özütlerinden cildinize sürebilirsiniz. Yeşil Çay: Güçlü Doğal Antioksidan Koruyucu Solgar Green Tea Leaf Extract (Yeşil Çay: Güçlü Doğal Antioksidan Koruyucu) Detay Bilgisi Güçlü antioksidan maddeleri içeren Yeşil Çay ekstresidir. Vücutta oluşan serbest radikalleri temizler. Çeşitli kanser türlerine karşı koruma sağlar. Kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar. ağız ve diş sağlığına destektir. Hamilelikte kullanım günde 1 kapsül ile sınırlandırılmalıdır. 3. Kan Basıncınızı Düzenler: sağlıklı bir kan basıncı oranına sahip olmanın önemini biliyorsunuz. Günde sadece yarım fincan yeşil çay içenlerin, içmeyenlere oranla %50 daha az hipertansiyon riskleri bulunuyor.Polifenollere geri dönüyoruz, yeşil çay içerisinde bulunan bu antioksidanlar, yüksek kan basıncını önler ve kan damarlarının büzüşüp daralmasını engellerler. 4. Hafızanızı canlı tutar: Yeşil çayın hafızayı diri tuttuğunu biliyor muydunuz? Yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırmada, günde en az 2 fincan yeşil çay içenlerin, içmeyenlere oranla daha az zihinsel gerileme ve idrak kabiliyeti sorunları yaşadığı gözlemlenmiştir. Bunun nedeni, yeşil çayın içinde bulunan antioksidanların, vücudumuzdaki serbest radikaller ile savaşması ve böylece beynimizdeki sinirlere ekstra bir koruma sağlamasıdır. Hem lezzetli, hem de sizi Alzheimer ve Parkinson hastalıklarından koruyan bu sihirli içeceği reddetmeyin. 5. Genç Kalın: Daha genç ve daha sağlıklı arterlere sahip olmak, sizin de daha sağlıklı ve genç bir vücuda sahip olmanız demektir. Kan damarlarında oluşacak sorunlar, kalp krizi ve felç riskinizi artıracak serbest radikallerin çoğalması ile enerjiniz tükenir ve Gerçek Yaşınız yukarıya fırlar. Ne kadar yeşil çay gerekiyor? Günlük 1-2 fincan içeceğiniz yeşil çay sayesinde bozulan arterlerden, tıkanmaktan dolayı oluşan kolesterole kadar tüm sorunların oluşmasını engelleyebilir. 6. Kilo Verdirir: Evet şaşırmayın. Son önerimiz belki de bu aralar en çok kafanıza takılan sağlık sorunlarından biri! Yeşil çay içeriğindeki maddeler sayesinde kan akışınız hızlanır, kalori yakma işlemleri vücudunuzda daha çok yer bulur, ve her bir yudum bu işlemleri hızlandırır. Bu sihirli içeceği hayatınıza sokun, farkı göreceksiniz!

KEREBİÇCİ(mersın yöresının meşhur tatlısı

malzemeler. çövenkremasıiçin: 2adet çövenotu 5 su bardağı pudra sekeri 100gr erımış ılık margarın 1 çay bardağı sıvı yağ 1 çay bardağı pudra sekeri yarım çay bardağı ırmık 2 yumurta alabıldığıkadar un HAZIRLANMASI.çövenotu yıkanır tencereye alınır.4 bardak su ılave edılır,bırgece bekletılır.sabah çöven sıcakken seker ılave eılır.2 saat kaynatılır aada karıştırılır.su azalırsa 1.5 buçuk su eklenır.Suzulur.ılıyınca mıkserle köpük köpük oluncaya dek çırpılır.koyulaşıncaya ek 1 saat çırpılır.mıkserı dınlendırın.kurabıye için 1yumurta,seker.yağ,ıyıcece karıştırın.İrmıklerı ılaveedın.alabıldığı kadar un koyun (yumuşak bır hamur olmalı) cevızden buyuk parçalar alın ıçlı köfte seklınde oyun içine yeşil fıstık doldurun yuvarlayın.önceden fırın ayarınıza göre ısıtın benım fırınım kek turu hamurur150 derecede ıyı pışırıyor servıstabağına alın .uzerıne çöven sosou dökün. uzerıne kremea tarçınla susleyın Afıyet Olsun

20 Eylül 2010 Pazartesi

37.YILI DOLDURAN BIR EVLILIK YILDÖNUMÜ DAHA BU GUN HAYAT KADEHSE EGER, ASK DA KADEHI DOLDURAN SARAPTIR. KADEHINIZIN HIC SARAPSIZ KALMAMASI DILEKLERIMIZLE,

SIVAS KATMERI

katmer

malzemeler. yağ,un,tuz,su öçü vermıyroum kışı sayısına göre ayarlanır yapılış. malzemeler yumuşak hamur yapılır. dınlendırılır bezelere ayrılır herbeze açılır yağlanır yuvarlanır rulo yayapılır. yarım saat dınlenır tekrar açılır yağlanır aynı işlem ıkı kez yapılır tekrar yağlanır açılır sacda pışırılır.fazla yaparsanız dıpfırızde saklanıyor .afıyet olsun

18 Eylül 2010 Cumartesi

17 Eylül 2010 Cuma

Iletisim Formu

KARANTINADAYIZ ARKADAŞLAR (KIRMIZI GOZ HASTALIĞI

'Kırmızı göz' hastalığının çaresi: Hijyen

Son günlerde yayılan 'kırmızı göz' hastalığıyla ilgili uzmanlar uyarılarına devam ediyor. Hastalığın salgın halinde büyük bir soruna dönüşebileceği uyarısında bulunan uzmanlar, "Bunu engellemenin en önemli yolu; hijyendir." görüşünü dile getiriyor.
Yazı Boyutu 10 12 14 16
Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi'nden, Op. Dr. Mustafa Temel, pek çok hastalıkta ortaya çıkabilen ama özellikle yaz aylarında gözde enfeksiyonlara neden olan bakteri ve virüslerle kendini gösteren 'kırmızı göz' hakkında bilgi verdi. Temel, hastalığın belirtilerinin; kanlanma, yanma ve kaşıntı olduğunu ifade etti. Temel, "Özellikle yaz aylarında ortaya çıkan alerji ve enfeksiyonlar, gözlerde kanlanma ve yanma gibi şikayetlere neden olmaktadır. "Kırmızı göz" olarak adlandırılan hastalığa çoğu zaman virüsler veya bakteriler neden olmaktadır. Aşırı sıcaklar nedeniyle de, bu mikroplar hastalığın bir salgın haline dönüşmesine zemin hazırlamaktadır." dedi. HAVUZ SUYU, GÖZDE ENFEKSİYONA NEDEN OLUYOR Vücut direncinin düşük olduğu kansızlık, diyabet, ileri zayıflık, zayıf hijyen şartları gibi durumların enfeksiyona yakalanma olasılığını artırdığını kaydeden Temel, "Enfeksiyon da, gözde kızarıklık ve kaşıntı gibi belirtiler ile 'kırmızı göz'e zemin hazırlamaktadır. Aşırı sıcakların yaşandığı bu dönemde, hastalarda enfeksiyonun bütün belirtileri artmaktadır. Sulanma, kızarıklık, çapaklanma, kapaklarda şişlik, yanma, batma, kaşıntı, ışıktan rahatsızlık, en çok görülen belirtilerdir. Hastalığın ortaya çıkmasında deniz-havuz teması, ortak malzeme kullanımı, yakın temas önemli yer tutmaktadır. Lens kullanımı dahastalıkriskini artırır. Özellikle renkli lensler ya da lenslerin uyurken çıkarılmaması, kontakt lens kullanımı da risk faktörleri arasında yer almaktadır." diye konuştu. ENFEKSİYON RİSKİNE KARŞI: HİJYEN Op. Dr. Temel, hastalığa karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı: "Enfeksiyon söz konusu olduğunda başkalarına bulaşmayı önlemek açısından temizliğe dikkat etmek, elleri sık sık yıkamak, ortak malzeme kullanmamak çok önemlidir. Ortak kullanım alanlarında hijyene dikkat etmek gerekir. Tedavide duruma göre antibiyotikli damlalar ve merhemler, suni gözyaşı damlaları, antialerjik damlalar, gerekli durumlarda kortizonlu damlalar, bazen sistemik ilaçlar kullanılmaktadır. Ancak bilinçsizilaçkullanımından kaynaklanan sorunlar kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Gerekli olmayan bir durumda kortizon kullanımı, hastalığı tedavi etmeyeceği gibi artmasına neden olarak, görme kaybı gibi sonuçlara da yol açabilir."
CİHAN 18.08.2010 13:01:46 NOT.YAZI ALINTI ..........8Bayramda BURSA ZIYARETINE GIDEN TORUN HASTALIĞI GTIRDI BÖYL E BIR HASTALIK VARSA LUTFEN MISAFIR KABUL ETMEYIN TEMASLA GEÇTI I5 GUN SUYORMUŞ DOKTORUMUZ UYARDI SAĞLIKLI GUNLER

12 Eylül 2010 Pazar

su muhallebısı

4 su bardağı süt 3 su bardağı su yarım su bardağı buğday nişastası yarım su bardağı un yarım su bardağı şeker gül suyu pudra şekeri Öncelikle 4 su bardağı sütü 3 su bardağı su, yarım su bardağı buğday nişastası, yarım su bardağı un ve yarım su bardağı toz şekerle muhallebi kıvamına gelinceye kadar sürekli karıştırarak pişirin. Muhallebiye suyla hafifçe ıslattığınız bir tepsiye dökün. Buzdolabında soğuttuktan sonra dilediğiniz biçimde dilimleyin. Üzerine gül suyu gezdirin, pudra şekeri serpip servise sunun.

9 Eylül 2010 Perşembe

BAYRAM TATLINIZ GULLAÇ

malzemeler.2.5lt sut 11adaet yaprak 750gr seker 1 paket vanılya gulsuyu yeşil fıstık yapılışı. sutve sekerı kaynatalım. ılımaya bırakalım vanılyayı erıtelım.tepsıye bıryaprak yayalım bırkepçe sut dokelım.fıstık ekelım. ıkıncı yapragı yayalım sut ve fıstık ılave edelım. yapraklar bıtene kadar ışlem devam edılsın kalan sutu yaprakların uzerıne dökelım .(arzuya göre nar veya cevızle suslıye bılırız) http.//belguzaranne.blogspot.com

7 Eylül 2010 Salı

kerevız

malzemeler. 1kg kervız 2 lımon 1 havuç 2 patates 1 portakal 1 kaşık un 2soğan 1 yemekkaşığı sıvı yağ 1tatlı kaşığı tuz 1tatalı kaşığı seker YAPILIŞI. KERVIZ AYIKLANIR,LIMONLU SUYA 4 EŞIT PARÇAYA BÖUNUR HAVUÇ SOULUT YANAYNA DILIMLENIR PATATESLERDE SUYA KONUR ÖNCE TENCERYE SOĞANLARI PILAKI OLARAK DOĞRARIZ. SONRA HAVUÇLARI VEREV VEREV DILIMLERIZ,UZERINE PATATESLERI 4EŞİT DOĞRARIZ. UZERINE BIRBARDAK SICAK SU,TUZ,LIMONSUYU VE ŞEKERI EKLERIZ AĞ1 YEMEK KAŞIĞI YAĞIDA GEZDIRIRIZ YAĞLI SEVENLER ISTEĞE GÖRE KOYA BILIR. INDIRMEYE YAKIN PORTAKAL SUYUNU BIRKAŞIK UNLA ÇIRPAR UZERIND GEZDIRIRIZ BEN YŞİLLİLIKTE KOYU YORUM TAMAMIYLE ARZUYA BAĞLI AFIYET OLSUN

6 Eylül 2010 Pazartesi

IFTAR YEMEGI HOBI GÖZNURU VE DEĞERLI AILESI

teşekkürler seçkın IFTAR MENUSU. Ayran çorbası Izgara Pılav Engınar Peynırlı börek Salata Tursu Aşure Baklava Kırmızı bıber sırkelı NOT: Ekmek ve çıkolatalı baklava gelınımız melek ve hobı göznurundan teşekkürler(sofra dızaynı mınık sımale aıttır teşekkürler

5 Eylül 2010 Pazar

Bu gece bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi. Kulun Rabbine yakın olduğu gecelerin en önemlisi? Kendisine dua edenleri geri çevirmeyen, günahları bağışlayan, her şeyi bilen, gören ve duyan Yüce Allah tüm dualarımızı kabul etsin.

4 Eylül 2010 Cumartesi

peynırlı un helvası

PEYNIRLI UN HELVASI

250 gr dıl peynırı yarımsu bardağı buğday nışastası 1/4 paket tere yağ 1 çorba kaşığı pırınç unu 1 su bardağı toz seker yapılışı: tavaya tere yağ veya margarın alınır,kısık ateşte ufalanmış peynır ılave edılır,başka bır kapta pırınç unu venışasta öncedenharmanlanır sonra soğuk su ılaveedılır karıştırılır purussuz olmalı.Erıyen peynırli margarın yavaşayavaşsoğuk su karışımı bırleştırılırozleşince arzuya göre sekıllenır ıster kaşıkla ıster tabağa duzlenır. arzuya göre cevız serpın . l AFIYET OLSUN(gelınızız malatyalı ordan ögrendım)

http://3.bp.blogspot.com/_1fbgiNI4rgA/TBZH8TRxwAI/AAAAAAAADEw/4F9xYRjAY9A/s1600/100_3431.JPG

3 Eylül 2010 Cuma

yorumcu gurubuna çok teşekkürler boyle bır guzel meıl gönderdıler

ELE KARAR VERMEYİN Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış...Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. 'Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı' dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: 'Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.Şimdi ne paran var, ne de atın' demişler...İhtiyar: 'Karar vermek için acele etmeyin' demiş.'Sadece at kayıp' deyin, 'Çünkü gerçek bu.Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.' Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş...Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler.'Babalık' demişler, 'Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var..' 'Karar vermek için gene acele ediyorsunuz' demiş ihtiyar. 'Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz? ' Köylüler bu defa açıkçn ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden 'Bu herif sahiden gerzek' diye geçirmişler...Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeyeçalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.'Bir kez daha haklı çıktın' demişler. 'Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın' demişler. İhtiyar 'Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz' diye cevap vermiş.'O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.' Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... 'Gene haklı olduğun kanıtlandı' demişler. 'Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer...' 'Siz erken karar vermeye devam edin' demiş, ihtiyar. 'Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde... Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.' Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış: 'Acele karar vermeyin.Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir.Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.

gönlümden geçenlere bakın

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

bannerımı alırmısınız?


p>”"

gönlümden geçenler

gönlümden geçenler